DOLAR47,93
EURO55,61
GR. ALTIN6.935
BIST14.459
BITCOIN3.437.227

“Artık Söz Değil, Hesap Verilebilirlik ve Somut Çözüm İstiyoruz”

Binlerce Esnafın Hayali Neden Yarım Kaldı? ÇATSANDER’den Sert Çıkış... BURSA – KESTEL: Bursa’nın Kestel ilçesi Çataltepe mevkiinde 2008 yılında büyük umutlarla temeli atılan sanayi sitesi projesi, aradan geçen 18 yıla rağmen Bursa esnafının kanayan yarası olmaya devam ediyor.

KÖKSAL SELÇUK 20 Ağustos 2026 901 okunma 11 dk okuma
ÇATALTEPE-SANAYİ-SİTESİ
ÇATALTEPE-SANAYİ-SİTESİ

Bursa’nın şehir içindeki dağınık, sağlıksız ve ruhsatsız küçük sanayi işletmelerini modern, planlı ve altyapısı tamamlanmış büyük bir sanayi alanında toplama hedefiyle gündeme gelen proje, bugün yalnızca tamamlanamayan bir inşaat projesi değil; hak sahipliği, kooperatif yönetimi, devir işlemleri, kamu denetimi, hukuki süreçler, şeffaflık ve hesap verebilirlik tartışmalarının merkezinde bulunan dev bir mağduriyet dosyasına dönüşmüş durumda.

Çataltepe Sanayi Sitesi Mağdurları Derneği (ÇATSANDER) ise yıllardır çözüm bekleyen esnafın sesi olarak mücadelesini sürdürüyor.

Ancak bugün gelinen noktada mağdurların sabrı tükenmiş durumda.

Çünkü 18 yıl, artık “biraz daha bekleyin” denilebilecek bir süre değil.

18 yıl; bir çocuğun doğup büyüdüğü, okula başlayıp yetişkin olduğu bir zaman dilimi.

Nitekim Bursa'da Çataltepe projesinin temellerinin atıldığı dönemde doğan çocuklar bugün yetişkinlik çağına geldi.

Esnaf ise hâlâ dükkânını bekliyor.


2008’DE BÜYÜK BİR HAYAL OLARAK BAŞLADI

Çataltepe projesinin temelinde Bursa’daki küçük sanayi esnafının daha modern koşullara taşınması fikri bulunuyordu.

BESOB öncülüğünde, kamu kurumlarının ve TOKİ'nin dahil olduğu protokoller çerçevesinde yürütülen proje kapsamında Bursa merkezindeki farklı bölgelerde bulunan sağlıksız ve ruhsatsız işyerlerinin Kestel Çataltepe mevkiinde oluşturulacak büyük sanayi sitesine taşınması planlandı.

BESOB’un faaliyet raporlarında da projenin, Bursa merkezindeki ruhsatsız ve sağlıksız koşullarda üretim yapan esnaf ve sanatkârların Çataltepe’de toplanması amacı taşıdığı ve 22 meslek grubunun burada bir araya getirilmesinin hedeflendiği görülüyor.

Yani proje sıradan bir ticari yatırım değildi.

Bursa’nın sanayi ve esnaf yapılanmasını değiştirecek ölçekte bir dönüşüm projesiydi.

Ancak bugün geriye dönüp bakıldığında ortaya çıkan tablo, verilen büyük sözlerle gerçekleşen sonuç arasındaki uçurumu gözler önüne seriyor.


“TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK ESNAF SANAYİ SİTESİ” DENİLDİ, YILLARCA BEKLETİLDİ

Projenin büyüklüğü, dönemin beklentilerini de yükseltti.

Binlerce esnafın yeni işyerlerine kavuşacağı, modern üretim alanlarının oluşturulacağı, Bursa’daki plansız küçük sanayi dokusunun toparlanacağı anlatıldı.

Esnaf buna güvendi.

Para yatırdı.

Peşinat ödedi.

Hayal kurdu.

Mevcut işyerini buna göre planladı.

Geleceğini Çataltepe üzerine kurdu.

Ancak süreç ilerledikçe beklenen tablo ortaya çıkmadı.

İnşaatlar tamamlanamadı.

Proje defalarca gündeme geldi.

Kurumsal yapılar değişti.

Kooperatif tartışmaları başladı.

TOKİ’nin süreçten çekilmesiyle ilgili tartışmalar büyüdü.

Ve binlerce esnaf kendisini yıllar sürecek bir belirsizliğin içinde buldu.


2019’DAKİ DEVİR SÜRECİ KRİZİ DERİNLEŞTİRDİ

Çataltepe dosyasının en kritik kırılma noktalarından biri, projenin kooperatif yapısına devredilmesiyle ortaya çıktı.

Dönemin haberlerine göre proje 2019 yılında BESKOOP isimli kooperatif yapısına devredildi ve bu süreçle birlikte TOKİ’nin projeden çekilmesi gündeme geldi. Projeye başlangıçta dahil olan yaklaşık 3 bin esnafın önemli bölümünün yeni kooperatif yapısına dahil edilmemesi, mağduriyet tartışmalarını daha da büyüttü.

İşte bugün ÇATSANDER’in en fazla üzerinde durduğu konulardan biri de bu.

“Asıl hak sahiplerinin bilgisi ve iradesi dışında hakların nasıl devredildiği” sorusu.

Burada çok açık bir hukuki ayrım yapmak gerekiyor:

ÇATSANDER ve mağdur esnaf tarafından çeşitli usulsüzlük ve hak kaybı iddiaları ileri sürülüyor. Bu iddiaların tamamının kesinleşmiş hukuki gerçekler gibi sunulması doğru değil.

Ancak tam da bu nedenle, sürecin bütün belgeleriyle birlikte bağımsız, şeffaf ve etkili biçimde incelenmesi gerekiyor.

Çünkü ortada binlerce insanı ilgilendiren bir hak sahipliği tartışması var.


TBMM’YE TAŞINAN SORULAR DOSYANIN BOYUTUNU GÖSTERİYOR

Çataltepe meselesi yalnızca Bursa’daki siyasi ve sivil toplum çevrelerinin değil, TBMM’nin de gündemine taşındı.

Bursa Milletvekili Hasan Öztürk tarafından verilen yazılı soru önergesinde; 2008 yılında yaklaşık 3 milyon metrekarelik alan üzerinde yaklaşık 3 bin esnafa işyeri sağlanması amacıyla başlayan projenin yalnızca ilk etapta 125 dükkân tamamlandıktan sonra sürüncemede kaldığı ve binlerce esnafın mağdur olduğu ifade edildi.

Önergede ayrıca kooperatif yapısı, hak sahiplerinin dışarıda kalması, devir işlemleri ve taşınmazların değerine ilişkin çok ciddi sorular yöneltildi.

Bu soruların varlığı bile Çataltepe dosyasının artık sıradan bir “proje gecikmesi” başlığıyla geçiştirilemeyeceğini gösteriyor.


3 BİN 200 ESNAF NEDEN HÂLÂ BEKLİYOR?

ÇATSANDER’in açıklamalarında yaklaşık 3 bin 200 esnafın mağduriyetinden söz ediliyor.

Buradaki rakam yalnızca bir sayı değil.

3 bin 200 işyeri demek;

3 bin 200 esnaf,

binlerce aile,

binlerce çalışan,

tedarikçiler,

müşteriler,

ticari işletmeler

ve Bursa ekonomisinin önemli bir kesimi anlamına geliyor.

Dolayısıyla Çataltepe'de yaşanan her gecikmenin ekonomik bir karşılığı var.

Esnafın yatırdığı paranın zaman içindeki değer kaybı,

işletmesini büyütememesi,

modern üretim alanına geçememesi,

kira yükü,

mevcut işyerlerinin yetersizliği,

belirsizlik nedeniyle yatırım yapamaması

gibi sonuçlar yıllar içerisinde katlanarak büyüyor.


“18 YIL SONRA HÂLÂ HAKKIMIZI ARIYORUZ”

ÇATSANDER’in ortaya koyduğu temel itirazlardan biri de tam olarak burada düğümleniyor:

Esnaf neden 18 yıl sonra hâlâ hakkının peşinden koşmak zorunda?

Bir kamu destekli veya kamu kurumlarının dahil olduğu bir proje söz konusu olduğunda vatandaşın ve esnafın beklentisi, sürecin şeffaf, denetlenebilir ve öngörülebilir olmasıdır.

Bir proje başarısız olabilir.

Ekonomik şartlar değişebilir.

Maliyetler artabilir.

İhale süreçlerinde sorun yaşanabilir.

İmar süreçleri uzayabilir.

Bunların tamamı açıklanabilir.

Ama açıklanamayan nokta şudur:

Hak sahiplerinin yıllarca süren belirsizliğe neden mahkûm edildiği.


ÇATSANDER’İN MÜCADELESİ: “DOSYA KAPATILMASIN, GERÇEKLER ORTAYA ÇIKSIN”

Çataltepe Sanayi Sitesi Mağdurları Derneği, yıllardır çeşitli kurumlarla görüşmeler yaparak mağduriyetin çözülmesini talep ediyor.

Derneğin yönetiminde Başkan Zekai Akdoğan, Başkan Yardımcısı Mehmet Kuş ve Başkanvekili Aydın Çitil gibi isimler bulunuyor.

Dernek, yalnızca proje inşaatının tamamlanmasını değil, geçmişte yaşandığını öne sürdüğü hukuki ve idari sorunların da aydınlatılmasını istiyor.

ÇATSANDER’in son dönemdeki açıklamalarının en önemli taleplerinden biri ise Bursa Valiliği tarafından yürütülen incelemenin sonuçlarının kamuoyuna açıklanması.

Bu talep Ağustos 2026'da da kamuoyuna taşındı. Dernek, yaklaşık 18 yıllık süreçte ileri sürülen usulsüzlük iddialarının etkin biçimde soruşturulmasını ve inceleme raporunun açıklanmasını istedi.


VALİLİK RAPORU NEDEN AÇIKLANMIYOR?

Burada kamuoyunun sorması gereken çok önemli bir soru bulunuyor:

Eğer bir inceleme yapıldıysa, sonuçları neden kamuoyuna bütün açıklığıyla sunulmuyor?

Eğer herhangi bir usulsüzlük tespit edilmediyse, bunun da açıkça söylenmesi gerekiyor.

Eğer eksiklikler veya sorumluluklar tespit edildiyse, bunun da kamuoyuna açıklanması gerekiyor.

Eğer hukuki süreç devam ediyorsa, hangi aşamada olduğu anlatılmalı.

Çünkü belirsizlik, mağduriyetin kendisi kadar yıpratıcı.

18 yıl boyunca süren belirsizlik, esnafın devlete ve kamu kurumlarına duyduğu güveni de zedeliyor.


BESOB’UN DA CEVAPLAMASI GEREKEN SORULAR VAR

Çataltepe dosyasında yalnızca merkezi hükümetin veya TOKİ’nin değil, projenin başlangıcında rol alan yerel ve mesleki kurumların da kamuoyunu aydınlatması gerekiyor.

BESOB’un kendi faaliyet raporları, Çataltepe projesinde aktif biçimde görev üstlendiğini gösteriyor.

BESOB tarafından 2025 yılında yapılan bilgilendirmede ise BESKOOP’un 30 Haziran 2024 tarihli genel kurulunda alınan 12 No’lu kararın iptali amacıyla açılan davanın 26 Mart 2025’te kabul edildiği, mahkemenin kararın alınış şeklinin yasal düzenlemelere aykırı olduğu gerekçesiyle iptal kararı verdiği, ancak hukuki sürecin devam ettiği bildirildi.

İşte bu gelişme, Çataltepe dosyasının hukuki boyutunun ne kadar ciddi olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.

Ancak burada da dikkatli olmak gerekiyor:

Bir mahkeme kararının bulunması, dosyadaki bütün iddiaların kesinleştiği anlamına gelmez.

Kesinleşmiş yargı kararları ile devam eden iddiaların birbirinden ayrılması şart.

Fakat aynı şekilde, hakkında hukuki inceleme bulunan bir sürecin “hiçbir sorun yokmuş” gibi kapatılması da kabul edilemez.


ASIL HAK SAHİPLERİ Kİ?

Çataltepe krizinin merkezindeki en önemli sorulardan biri de bu.

2008 yılında projeye dahil edilen esnaf ile daha sonraki süreçte ortaya çıkan kooperatif yapılanmasının üyeleri arasındaki fark nedir?

Başlangıçta hak sahibi olduğu belirtilen esnafın ne kadarı bugün sistemin içinde?

Ne kadarı dışında?

Hangi kriterlere göre?

Kim karar verdi?

Hangi belgeler esas alındı?

Kimlerin ödediği para ne oldu?

Kimlerin hak sahipliği hangi gerekçeyle değişti?

İşte kamuoyunun beklediği cevaplar bunlar.


“TOKİ YENİDEN DEVREYE GİRSİN” TALEBİ

ÇATSANDER’in yıllardır dile getirdiği temel çözüm önerilerinden biri de TOKİ’nin yeniden projeye dahil olması.

Bu talebin arkasındaki düşünce açık:

Başlangıçta kamu kurumlarının dahil olduğu bir proje, yine kamu gücüyle ve şeffaf bir modelle tamamlanmalı.

Ancak burada da mesele yalnızca “TOKİ gelsin, inşaatı bitirsin” kadar basit değil.

Öncelikle;

hak sahipliği netleştirilmeli,

devir süreçleri aydınlatılmalı,

mali tablo ortaya konmalı,

mevcut taşınmazların hukuki durumu belirlenmeli,

ödenen bedellerin akıbeti açıklanmalı,

yargı süreçleri dikkate alınmalı

ve

yeni modelin eski mağduriyetleri daha da büyütmeyecek şekilde kurulması gerekiyor.


2026’DA YENİ BİR SAYFA MI AÇILIYOR?

Çataltepe dosyasında 2026 yılında dikkat çeken yeni gelişmeler de var.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın yayımladığı plan açıklama raporunda, Çataltepe Mahallesi’nde yaklaşık 13,2 hektarlık alanın “Kentsel Servis Alanı” amacıyla planlanmasına ilişkin çalışmalar yer alıyor. Raporda bu planlamanın, 2022 yılında başlatılan “İlk İşyerim” projesi kapsamında Bursa’da işyeri ihtiyacına yönelik yürütülen çalışmalarla bağlantılı olduğu belirtiliyor.

Temmuz 2026'da yayımlanan haberlerde de TOKİ’nin “İlk İşyerim” projesinin Çataltepe'ye taşınmasına ilişkin imar planı değişikliklerinin onaylandığı ve yaklaşık 13,2 hektarlık alan için yeni bir yatırım sürecinin önünün açıldığı bildirildi.

Daha da önemlisi, TOKİ’nin resmi ihale takviminde 16 Eylül 2026 saat 11.00’de, Bursa Kestel Çataltepe Mahallesi’nde 504 adet işyeri inşaatı ile altyapı ve çevre düzenlemesi işi için ihale tarihi yer alıyor.

Bu gelişme, Çataltepe’de yeniden somut bir kamu yatırım hareketliliğinin ortaya çıktığını gösteriyor.

Ancak kritik soru hâlâ ortada:

Peki 18 yıldır bekleyen eski hak sahipleri ne olacak?


YENİ PROJE, ESKİ MAĞDURİYETİ GÖLGELEMESİN

İşte meselenin en hassas noktası burada.

Çataltepe’de yeni işyerlerinin yapılması elbette olumlu bir gelişme olabilir.

Ancak yeni bir proje başlatılması, geçmişte yaşandığı ileri sürülen hak kayıplarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Yeni işyerleri yapılabilir.

Yeni ihale yapılabilir.

Yeni planlar hazırlanabilir.

Yeni binalar yükselebilir.

Fakat 2008'de projeye güvenerek ödeme yapan esnafın hakkı ne olacak?

Bu sorunun cevabı verilmeden Çataltepe dosyasının kapandığını söylemek mümkün değil.


“YENİDEN BAŞLIYORUZ” DEMEK YETMEZ

Esnafın bugün istediği şey yalnızca yeni bir temel atılması değil.

Esnaf;

kimlerin hak sahibi olduğunun açıklanmasını,

devir işlemlerinin bütün belgeleriyle incelenmesini,

mali hareketlerin denetlenmesini,

kooperatif yapısının hukuki durumunun ortaya konulmasını,

Valilik inceleme raporunun açıklanmasını,

mahkeme kararlarının uygulanmasını,

TOKİ’nin rolünün netleştirilmesini

ve en önemlisi

18 yıllık mağduriyetin gerçek anlamda giderilmesini

istiyor.


BU SADECE BİR SANAYİ SİTESİ MESELESİ DEĞİL

Çataltepe dosyasını yalnızca “Bursa’da bir sanayi sitesi yapılmadı” şeklinde değerlendirmek büyük resmi kaçırmak olur.

Bu dosyanın içinde;

esnaf politikası,

şehir planlaması,

sanayi politikası,

kamu yatırımları,

kooperatifçilik,

mülkiyet hakkı,

hukuki güvenlik,

kamu denetimi,

şeffaflık

ve

devlete güven

gibi çok sayıda temel mesele bulunuyor.

Bir esnafın 18 yıl boyunca işyeri beklemesi, yalnızca onun kişisel sorunu değildir.

Bu durum Bursa ekonomisinin de kaybıdır.


“ESNAF SADECE PARA İSTEMİYOR, HAKKININ TANINMASINI İSTİYOR”

Çataltepe mağduriyetini yalnızca ekonomik zarar üzerinden değerlendirmek de eksik kalır.

Esnafın yaşadığı psikolojik yıpranma da var.

Her seçim döneminde yeniden umutlanmak.

Yeni bir açıklama beklemek.

Yeni bir toplantı görmek.

Yeni bir protokol ihtimali duymak.

Yeni bir proje açıklamasıyla heyecanlanmak.

Sonra tekrar beklemek.

18 yıl boyunca bu döngünün içerisinde kalmak kolay değil.

Esnafın bugün yükselttiği sesin altında tam da bu yorgunluk yatıyor.


ÇATSANDER ARTIK “BEKLEME” DEĞİL, “HESAP VERİLEBİLİRLİK” İSTİYOR

ÇATSANDER’in son açıklamalarındaki sertleşmenin temel nedeni de bu.

Dernek, sürecin artık kapalı kapılar ardında yürütülmesini istemiyor.

Kamuoyuna açık bir süreç istiyor.

Belgelerin açıklanmasını istiyor.

Raporların paylaşılmasını istiyor.

Kim ne yaptıysa ortaya konulmasını istiyor.

Hukuken suç teşkil eden bir durum varsa yargının gereğini yapmasını istiyor.

Herhangi bir hukuka aykırılık yoksa bunun da açıkça ilan edilmesini istiyor.

Yani esnafın talebi aslında son derece basit: Gerçeği bilmek.


BURSA’NIN EN UZUN SÜREN ESNAF DOSYALARINDAN BİRİ

Çataltepe’de 18 yıl boyunca çözülemeyen sorun, Bursa kamuoyunda artık sembolik bir anlam da kazanmış durumda.

Çünkü burada vatandaşın devlete ve kurumlara güvenini belirleyen temel soru şu:

“Verilen sözler tutuluyor mu?”

Devlet kurumları bir projeyi başlatıyorsa, vatandaşın buna güvenmesi doğal.

Esnaf bir projeye para yatırıyorsa, verilen sözlere güvenmesi doğal.

Ancak süreç 18 yıl sürüyorsa, kurumların vatandaşın karşısına çıkıp ayrıntılı bir hesap vermesi de aynı derecede doğal.


ŞİMDİ SORUMLULUK ZAMANI

Çataltepe’de artık yeni bir dönemin başlayıp başlamayacağı, yalnızca yeni işyerlerinin yapılıp yapılmayacağıyla ölçülmemeli.

Yeni dönem şu soruların cevaplarıyla başlamalı:

1. 2008’deki hak sahipleri bugün nerede?

2. Başlangıçta ödeme yapan esnafın hakları nasıl korunacak?

3. Devir sürecinin hukuki dayanağı neydi?

4. BESKOOP’a devredilen hakların kapsamı nedir?

5. TOKİ neden süreçten çekildi?

6. 18 yıllık süreçte toplam ne kadar kaynak kullanıldı?

7. Bugünkü taşınmaz ve proje değerleri nedir?

8. Valilik incelemesinin sonucu nedir?

9. Mahkeme kararlarının sonuçları nasıl uygulanacak?

10. 2026’da gündeme gelen yeni TOKİ yatırımları eski hak sahipleriyle nasıl ilişkilendirilecek?

11. Yeni yapılacak 504 işyeri hangi hak sahiplerine tahsis edilecek?

12. Eski mağdurların hakları nasıl güvence altına alınacak?

Bu soruların cevapları verilmeden Çataltepe dosyasının kapandığını söylemek mümkün değil.


“ARTIK SABRIMIZ KALMADI”

ÇATSANDER’in ve mağdur esnafın yıllardır verdiği mücadelenin geldiği noktada artık siyasi polemiklerden çok somut takvim gerekiyor.

Kim ne zaman ne yapacak?

Hangi kurum hangi sorumluluğu üstlenecek?

Hak sahipliği ne zaman açıklanacak?

İnceleme raporu ne zaman yayımlanacak?

Yargı süreçleri nasıl sonuçlandırılacak?

İşyeri inşaatları ne zaman başlayacak?

Kimler dükkân sahibi olacak?

Bütün bunların tarihleri ve sorumluları ortaya konulmalı.

Çünkü 18 yıl boyunca bekleyen esnafa bir 18 yıl daha beklemesini söylemek artık vicdanla bağdaşmaz.


SONUÇ: ÇATALTEPE’DE ARTIK SÖZ DEĞİL, SONUÇ İSTENİYOR

2008’de umutla başlayan Çataltepe Sanayi Sitesi projesi, 2026’ya gelindiğinde Bursa’nın en uzun süreli esnaf mağduriyeti dosyalarından biri haline gelmiş durumda.

Bugün yeni planlar var.

Yeni TOKİ çalışmaları var.

16 Eylül 2026 için resmi ihale takvimine giren 504 işyerlik yeni yatırım var.

Ancak bütün bu gelişmelerin gölgesinde hâlâ cevap bekleyen binlerce esnaf bulunuyor.

Dolayısıyla mesele artık yalnızca “Çataltepe yapılacak mı?” sorusu değildir.

Asıl soru şudur:

“Çataltepe’de 18 yıl önce hak sahibi olarak yola çıkan esnafın hakkı ne olacak?”

ÇATSANDER’in mücadelesinin özü de burada yatıyor.

Esnaf artık alkışlanacak yeni bir temel atma töreni istemiyor.

Yeni bir fotoğraf karesi istemiyor.

Yeni bir seçim vaadi istemiyor.

Yeni bir “çalışıyoruz” açıklaması istemiyor.

Esnaf sonuç istiyor.

Şeffaflık istiyor.

Hukuk istiyor.

Hak sahipliğinin tanınmasını istiyor.

Ödenen paraların ve yapılan işlemlerin hesabını istiyor.

18 yıllık mağduriyetin gerçek anlamda giderilmesini istiyor.

Ve en önemlisi:

“Bizi artık dinleyin” değil, “Bizi artık hakkımızla buluşturun” diyor.

Çataltepe’de bundan sonraki süreç, yalnızca bir sanayi sitesi projesinin kaderini değil, kamuya güvenin, esnafın hakkının ve Bursa’da yıllardır verilen sözlerin ne kadar değer taşıdığını da gösterecek.

Çünkü 18 yıl sonra hâlâ bekleyen bir esnafa söylenecek en ağır söz, yeni bir “bekleyin” cümlesidir.

Artık bekleme değil, çözüm zamanı.

Artık açıklama değil, belge zamanı.

Artık vaat değil, icraat zamanı.

Artık belirsizlik değil, hak sahipliği ve hukuk zamanı.

Ve Çataltepe’de binlerce esnafın yıllardır sorduğu soru hâlâ havada:

“Bizim hakkımız nerede?”

Bu sorunun cevabı verilmeden, Çataltepe dosyasının üzeri kapatılamaz.

Kaynak: HABER MERKEZİ

Paylaş X Facebook

Yorumlar 0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır. Hakaret ve reklam içerenler onaylanmaz.
Sonraki haber yükleniyor…

Deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Detaylar için Çerez Politikası.

Marka Flower Çiçekçi